Site Rengi

mersin mersin'de meydan meydana gelen meydan okumak mersin büyükşehir mersin büyükşehir belediyesi mersin büyükşehir belediyesi'nde yenişehir mersin yenişehir mersin yenişehir belediyesi yenişehir'de akdeniz mersin akdeniz akdeniz belediyesi akdeniz'de toroslar mersin toroslar toroslar belediyesi toroslar'da mezitli mersin mezitli mezitli belediyesi mezitli'de tarsus tarsus belediyesi tarsus'ta mersin erdemli erdemli belediyesi erdemli'de mersin olay mersin kaza mersin kavga mersin ekonomi mersin ticaret mersin organize mersin sanayi mersin limanı mersin sağlık mersin otomobil mersin eğitim mersin gündemi mersin yerel haber mersin yerel haberler mersin spor içel idmanyurdu mersin idmanyurdu mersin futbol mersin fotoğrafları enflasyon emeklilik ötv döviz akp mersin akp chp mersin chp mhp mersin mhp iyi parti mersin iyi parti mersin siyaset vahap seçer m.mustafa gültak abdullah özyiğit atsız afşin yılmaz neşet tarhan mersin sahil mersin marina mersin forum avm mersin pozcu mersin üniversitesi üniversite caddesi mersin trafik mersin emniyet mersin iş dünyası mersinli iş adamı mersinli iş kadını mersin organize sanayi
DOLAR
8,4047
EURO
10,1808
ALTIN
507,39
BIST
1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
29°C
Mersin
29°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Salı Parçalı Bulutlu
28°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
28°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C

GIDA TAKVİYESİ’NDE DENETİMSİZLİK TEHLİKESİ

Covid-19 pandemisi nedeni ile bir kısım insanlar bağışıklıklarını güçlendirmek adına doğaya sığınırken özellikle şehirlerde yaşayan insanlar ise ‘Gıda takviyesi’ veya ‘Vitamin Desteği’ adı altında satılan ürünlere rağbet eder oldu. Ancak bu ürünlerin ne kadarı güvenilir, güvenilir olanlar ne kadar kullanılmalı ve eczane harici işyerlerinde satılan bu tür ürünler gerçek mi sorularının yanıtları ise toplumun çoğunluğu tarafından bilinmiyor.

GIDA TAKVİYESİ’NDE DENETİMSİZLİK TEHLİKESİ

Konuyla ilgili mersinmeydan.com’a açıklamada bulunan Mersin Eczacı Odası Başkanı Özgün Sağır ise artık başlı başına sektör haline gelen ürünlerin, bilinçsiz ve eczane dışında işyerlerinden alınması halinde çok ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. ‘Doğal’ veya ‘Bitkisel’ sıfatı ile satışa sunulan ürünlerin aslında birer ilaç olduğuna dikkat çeken Sağır “Fakat gerekli denetim, analiz ve yaptırımların uygulanmamasından kaynaklı boşluktan dolayı piyasada çok fazla sahte ürün var” dedi.

Mersin Eczacı Odası Başkanı Özgün Sağır ile yaptığımız röportajı siz değerli okurlarımızın dikkatle okuması ümidi ile sağlıklı günler dileriz.

-“Takviye gıdalar-vitaminler konusunda toplumda tam bir bilinçlenme sağlanabilmiş değil. İnsanlar bu ürünlere güvenmeli mi? Satılan ürünlerin içeriği doğru mu? Her insan her bitki ya da gıda takviyesini kullanabilir mi?

Bu konu aslında uzun yıllardır yaşadığımız bir sıkıntı idi fakat içinde bulunduğumuz pandemiden dolayı bir sektör haline geldi ve maalesef simsarları çoğaldı. Bundan ekmek yemek isteyenlerin sayısı çoğaldı. Tabi böyle olunca iş iyice kontrolden çıktı, öncelikle bunu belirtmek gerekiyor. İnsanlar özellikle Covid’den korunduğuna, bağışıklık sistemi anlamında da medyada bir şeyler okudukları için çok daha fazla yüklendiler.

Arz talep durumu oluştu. Herkes bir ürün arz etmeye başladı. Söylediğiniz nokta çok önemli, birincisi bu ürünler gerçekten güvenilir mi, ikincisi bu ürünlerin içeriği doğrumu ve her insan, her bitki ya da her gıda takviyesini kullanabilir mi. Bunlar önemli nüanslar. Tabi bizim toplumumuzda şöyle bir sıkıntılı kelime var; ‘Bitkisel veya doğal’ . Bu kelimelere karşı çok masumane yaklaşılması gibi bir sıkıntı var. Bu konuda çok büyük hatalar yapılıyor. Her ne kadar bir şey doğalda olsa bununda mutlaka bir doz sınırlaması olacağını, her ne kadar bitkisel veya doğal olduğunu düşünse de, yaşadığı başka bir hastalık varsa farklı kullandığı bir ilaç varsa bununla bir etkileşimde bulunabileceğini göz ardı etmemeleri gerekiyor. O yüzden biz her zaman aynı şeyi söylüyoruz ‘Eczane güvendir’.

Bu tarz ürünlerin mutlaka ama mutlaka eczaneden eczacı danışmanından alınması gerekiyor. Çünkü gerek gıda etkileşimleri gerekse ürün içeriğinde ki sizin kullanmamanız gereken, hastalığınızla etkileşimde maddeler olabilir. Mesela, D vitamini bu aralar çok kullanılıyor, Covid’den dolayı bağışıklığı kuvvetlendiriyor diye. Doğru; fakat burada doz ve kullanılacak süre çok önemli. Çünkü uzun süre çok fazla miktarda D vitamini aldığınızda böbrek hasarları oluşur ve hiper talasemiye neden olur. Özellikle kadınlarımız için söylemek gerekirse mesela sinameki çaylarını zayıflamak için kullanırlar. Fakat çok uzun süre kullanıldığında (2 haftadan fazla kullanıldığında) bağırsak tembelliği yapar. Yine sarı kantoron dediğimiz şey, çok masumanedir ama bunu antidepresanlarla beraber kullanamazsınız. Ginseng, çok bilinen bir üründür, özellikle bazı multivitaminlerin içerisinde yer alıyor. Ama bu ginseng olanı kalp, kronik hastalığı, hipertansiyon hastalığı olanlar kullanmamalı. Ayrıca kadınlarda uzun süreli kullanımlarda hormonal nedenlerle sıkıntılara yol açıyor.

Yani bunlar bitkisel olarak, masumane vitamin diye dillendirdiğimiz şeyler ama bunların hepsinin bir ilaç gibi dozu var. Zaten bunların hepsi bir ilaçtır. Yani bu gıda takviyesi kelimesinin nereden çıkarıldı onu da bilmiyorum. Çünkü şöyle düşünün, eczaneden rafından örnek veriyorum size. 2 tane vitamin var, her ikisinin içerisinde de vitaminler aynı, işte B, C, A, biri ilaç ruhsatlı biri gıda takviyesi ruhsatlı. Yani bu çelişki bile bu sektörün ne kadar dağıldığını ya da bozulduğunu gösteren bir örnektir. Eğer o ilaçsa öbürü ne, öbürü gıda takviyesi ise bu niye ilaç değil. Yani gıda takviyesi adı altındaki her şeyin bir ilaç olduğunu asla unutmayalım.

Doğallığına ya da bitkisellik gibi kavramlarla kendini masumane duruma getirmesin bu ürünler. Tabi şöyle bir hatada var. Bu ürünler maalesef eczane dışında çok fazla yerde satılıyor. Burada şöyle bir sıkıntı var. Birincisi bu ürünün içeriğinde gerçekten üzerinde yazdığı miligramda ya da gramda var mı? Yani siz marketten C vitamini alıyorsunuz ve üstünde 1000 miligram yazıyor, gerçekten 1000 miligram mı? Bunun analizi yok.

Tarım Bakanlığı’ndan onaylı oldukları için bunlar sadece ruhsatlarını alırken 1 defaya mahsus olarak işlem görüyorlar ve orda da ilaçtaki gibi detaylı bir denetleme ya da sistem, organizasyon, analiz yok. Mesela ilaçlarda ürün üretilir, üretilirken ciddi analizler vardır ve ürün kullanılırken de periyodik olarak denetlemeleri ve analizleri devam eder. Hatta dönem dönem şununla karşılaşabilirsiniz, bazı ilaçlar için özelikle söylüyorum. İşte ürün toplatılıyor, eczaneden toplatıldığı dönemlerde olduğu gibi vatandaştan dahi toplatıldığı olabiliyor. Neden çünkü düzenli analizler yapılarak o üretilen partide bir sıkıntı olduğu tespit edilir ve ürün geri çekilir.

Şimdi bu gıda takviyelerinde böyle bir şey yok. Bu gıda takviyeleri nerede saklandı, güneş görmeyen yerde mi saklandı, hangi şartlarda nakil oldu, hangi şartlarda saklanıyor. Bunlar çok önemli konular. Şöyle bir şeylede karşılaşıyoruz. Şimdi gıda takviyesi diyorlar, çok güzel, ama gıda takviyesi olarak adlandırılan ürünleri marketler, dikkat ettiyseniz, sağlığı andıran sağlık köşesi diye bölümlerde satıyorlar. Madem bu sağlıkla ilişkili değil, ilaç değil, neden böyle bir köşe yapma ihtiyacı duyuyorsunuz, eğer bu ilaçsa ve sağlıkla ilgiliyse neden gıda takviyeleri kelimesinin altına sığınıyorsunuz? Bu gerçekten çok önemli bir detaydır. Özellikle bir marketler grubu geçmişte bizim E logomuzu andıran kendi logosunu kullandı. Eczane olduğunu belirten onaylanmış bir işarettir. Bu market E’yi andıran kendi logosunu kullandı, sağlık köşesi hissiyatı yaratmaya çalışıyor. Gerekli müdahaleler yapıldı ve geri çekildi. Ama bu anlamda özellikle bu işten nemalanmak isteyen kişiler sağlığı önemsemeyerek direkt bu işe yöneliyorlar ve tek amaçları var, ticari. Başka hiçbir niyetleri yok, ürün yeter ki satılsın.

Ama dediğim gibi bu ürünü gerçekten de sizin kullanmanız gerekiyor mu? Kullanıyorsanız içeriği doğru mu? Ya da sizin bir besinle, başka bir ilacınızla ya da sizin farklı bir rahatsızlığınızla etkileşimi var mı? Katiyen bunlar sorgulanmıyor. O yüzden bu tarz ürünlerin internetten ve marketten satışı konularında vatandaşların çok duyarlı olması gerekiyor. Çünkü özellikle son dönemde arz-talep dengesi çok arttığı için sahte ürünlerle de karşılaşıyoruz. Hatta 1-2 ürün alınarak bunların analizleri yapıldı, bu analizler firmalarına yollandı firmalar ‘Hayır bu ürün bize ait değil’ dediler. Yani sahteciliğinde bu kadar çok yoğun olduğu bir ortamda, vatandaşımızın bu tarz ürünleri sadece ve sadece eczaneden alması gerekiyor.

-Peki, bu ürünlerin satış noktaları ile ilgili yasal girişimde bulundunuz mu?

 Eczane dışı satışların yapıldığı noktalara dair yasal olarak girişimde bulunuldu ama daha sonuç alınamadı. Dönem içerisinde birkaç kez Tarım Bakanlığı ile de görüşüldü oraya bağlı oldukları için. Ama hala bir sonuç alınabilinmiş değil. O sonuç alınana kadar bizim bu şartlarda öncelikli olarak vatandaşımızı bilgilendirmemiz ve o ürünleri oradan temin etmemelerini sağlamamız gerekiyor.

-Eczanede gıda takviyesi adı altında satılan ürün, aynı marka ve içerikle herhangi bir markette veya petrol istasyonunda satılabilir mi?

Şu an yasa izin veriyor, satılabiliyor maalesef.

-Peki, eczacılar bunu kabul ediyor mu? Firmaya ‘Orada satıyorsanız biz almıyoruz ürününüzü’ gibi tepki gösterildi mi?

Bu konuyla ilgili belli dönemlerde kısmi eylemliklerimiz oldu. Hatta bir ürün grubu sadece eczanelerde satılırken bebek ürünleri satan bir firmada da ürünlerini satmaya başladı. Onlara kısmi olarak tepkilerimiz oldu. Fakat bu seferde bizler o ürünü temin etmediğimizde vatandaş tamamen oraya yönelmeye başlıyor. Öyle bir durumda da vatandaşı bilgilendirme, bilinçlendirme konumumuzdan da geri çekmiş oluyoruz. O yüzden bunun yasal olarak mutlaka düzenlenmesi ve adının konulması gerekiyor.

-ECZACI YÖNETMELİK DIŞI SATIŞ YAPAMAZ

-Sözünü ettiğiniz gibi firmalarda, mağazalarda anne-bebek-çocuk grupları ile ilgili ürünler satılıyor. Ancak bu ürünler eczanelerde de satılıyor, örneğin biberon, emzik gibi. Bu durumda eczanelerin haksızlık yaptığı bir durum söz konusu olmuyor mu?  

Öyle bir durum yok. Çünkü bizim sattığımız ürünlerin hepsi 6197 sayılı yönetmelikte belirlenmiştir. ‘Şu, şu, şu, ürünler eczanelerde satılır, şu, şu, şu, ürünlerde satılabilir’ der. Örnek olması adına söylüyorum; kavramın içinde ayakkabı olmasa ben ayakkabı satamam. O kavramın içinde olan tüm ürünleri satabiliriz. Ki zaten yıllar yıllar öncesine baktığınızda, eczanelerin daha yaygın, zincir marketlerin bu kadar yaygın olmadığı dönemlerde insanlar ilaç dışı bu tarz ürünlerini eczanelerden temin ederlerdi. Tamam siz konuya Mersin merkezden bakabilirsiniz ama bunun köyü var, kasabası var, yazlığı var. Bu tarz yerlerde eskiden bu kadar zincir marketler yoktu.

Bu zincir marketler çoğaldıkça her sektöre müdahil oldular. Yani son çıkan tebliğde de var, eczacı boyutunu geçiyorum. Market elektronik eşyada satıyor, beyaz eşyada satıyor. Yani marketler ve internet kanalları her sektöre dadanmış durumda. Bu da ister istemez –eczacı boyutunu geçiyorum- tüm esnafları sıkıntıya sokan bir durum ve tekelleşiyorlar. Asıl bunları satan yerler, ilgili servisler olmalı, bizim içinde geçerli. Gıda takviyesi de olsa, maması da olsa, anne-bebek ihtiyacı da olsa, güneş ürünlerid e olsa bu şekilde olmalı. Güneş ürünlerini sadece güneş kremi olarak düşünmeyin. Sizin cildiniz durumuna göre, bulunacağınız şartlara göre, kaç saatte bir yenilemeniz gerekiyor ya da kimyasal bariyerli mi fiziksel bariyerlimi ürün kullanmanız gerektiği bile aslında bir profesyonellik alanıdır. Bu anlamda danışmanlık çok önemli.

-BAZI ECZANELER KOZMETİK MARKET GİBİ

 -Bazı eczaneler kozmetik market gibi görünüyor. İçerisinde ilaçtan fazla kozmetik ürün olan eczaneler var. Bu durumla ilgili oda olarak bir denetim veya yaptırım gücünüz var mı?

Bu konuda şöyle bir durum var. Eczanelerin lokasyonları hepsinin farklı. Homojen bir yapımız yok, heterojen bir yapımız var. O yüzden eczanelerin ister istemez satışa yönelik ürünlerinde vatandaş tarafından daha çok o ürünler tercih ediliyor. O nedenle o eczanemiz bu bahsettiğiniz dengede bu ürünleri daha fazla bulunduruyor. Ama şunu asla unutmayalım, bizim eczanelerimizde bulundurmamız gereken ilaçlar ve medikaller listesi vardır. Hangi eczaneye giderseniz gidin bu ürünler hepsinde de olmak zorundadır, vardır. Onlar olduktan sonra diğerleri ekstralardır. Bakanlık tarafından liste yayınlanır, bazı durumlarda güncellenir. Çünkü bazı ürünlerin geçerliliğini yitirmesi gibi durumlar olabilir. Haricinde listede bulunan tüm ürünler eczanelerde mutlaka vardır.

Yani bulunduğunuz lokasyona göre o tarz kozmetik ya da dermokozmetik olarak adlandırdığımız ürünlerin satışının yoğun olduğu eczanelerimiz var. Şunu da belirtmeliyim; dermokozmotik olarak adlandırdığımız ürün aslında ilaç ile kozmetik arasında bir üründür. Yani sağlığa yönelik bir üründür ve eczanede satılması gerekir. 2 yıl önce bir üneş kremi, özellikleri olan bir güneş kremiydi. İnternetten satılan ürünlerimiz sahtedir, lütfen onları almayın’ diye duyurular yapmak zorunda kaldı. Çünkü gerçekten de  kullanılması ile ilgili özel bir durumu olan bir güneş kremiydi. Her yerden rahatlıkla satılmaması gerekiyor.

 

-Gıda takviyesi konusuna tekrar dönecek olursak, bu ürünlerin internetten satışına dair neler söylemek istersiniz?

İçinde bulunduğumuz süreçte insanlar internetten alışveriş alışkanlıklarını çok artırdı. Bu alışkanlıklardan dolayı bu mecraya ilaç dışı dediğimiz ürünlerde çok kayıyor. Ama bırakın sağlığınız ile ilgili doğru ürün olup olmadığını sahte oldukları firma tarafından gerekli analizler ile gösterilmiş durumda. Bizim eczanelerimiz 08:00-18:00 normal mesaisine devam ediyor. Vatandaşlarımız bu tarz bir ürün almak istediğinde rahatlıkla eczanelerimize gidip alabilir. Çünkü eczanelerimiz kapanmalarda da tam mesai olarak hizmet vermeye devam ediyor.

-GÜNEŞ KREMİ DEYİP GEÇMEYİN

-Önümüz yaz mevsimi. Dermatoloji grubu ürünler zincir marketlerde de, aynı marka – aynı ürün ile satılıyor. Vatandaş, marketlerde ki o ürünlere niye güvensin, sonuç olarak orası bir ticarethane. Tabi ki eczanelerde kar marjı güden işyerleri ancak marketlerde stok eritme gibi durumlar söz konusu olabiliyor mu? Bu durum vatandaşın sağlığı adına ne derece güvenli?

Bahsettiğiniz stok eritme hep oldu, hep olacaktır. Göreceksiniz sezonun başladığı dönemlerde drmatolojik ürünler normal fiyatlarında satışlarına devam edecek, o rtalarında 2 al 1 ödeler başlayacak sonlarına doğru da yüzde 70 indirimlerle satılacak. Stok eritecekler. Rakamlarla oynamalarının nedeninin ellerinde ki stoğu eritmek için olduğunu hepimiz görüyoruz. Ama burada ‘ucuz’ denilen ürünün gerçekten de ucuz olup olmadığının, bir de gerçekten ürünün o ürün olup olmadığının altını çizmek gerekiyor. Ucuzlukla ilgili kısma vatandaşın mutlaka incelemesi gerekiyor. Bu algı yönetiminden vatandaşın kurtulması gerekiyor. Alınan ürün gerçekten ucuz ise mutlaka miatlarına bakılmalıdır.

-MAKARNANIN YANINDA GIDA TAKVİYESİ, GÜNEŞ KREMİ SATILMAMALI

-Netice itibari ile bu ürünlerde sağlığa dayanan ürünler. Marketlerde eczanelerdeki gibi danışılan kişi yok, sadece reyon sorumlusu personeller var, yönlendirmede yapılmıyor, bununla ilgili düzenleme yapılması şart değil mi?

Burada birinci hata o ürünlerin orada satılıyor olmasıdır. Pirinç-makarna gibi ürünlerin yanında vitamini görüyorsunuz. Bu ürün onun gibi satılabilecek, vatandaşın inisiyatifine bırakılabilecek bir ürün değildir. Yan etkilerinden tutun kullanmamanız gereken birçok nedene kadar. Şimdi bunu ticari bir meta gibi görürseniz bunun sonuçları çok ağır olur. Bakın ABD’de ilaca bağlı ölümler hep ilk 3’tedir. Çünkü orada tezgâh üstü satış var ve insanlar sepetlerine koyup koyup alıyorlar. Türkiye’yi de mi bu hale getirmeye çalışıyoruz. Bizim oturmuş bir düzenimiz varken, buna bağlı ölümlerimiz gerçekten de çok çok düşükken, istatistiğe bile girecek durumda değilken, biz neden bunu artırmaya çalışıyoruz. –ki ABD örneği bariz bir şekilde gözümüzün önündeyken.

İlaçtaki kare kod uygulamasının bu ürünlerde de uygulanması gerekir. İlacın üretiminden nihai tüketicisine kadar sürecini izleyebiliyoruz ama bu ürünlerde öyle bir şeyde yok. Nereden nereye kim getirdi kim üretti bilgileri de yok.

Bu ürünler Tarım Bakanlığı’ndan ruhsat alıyor, yani bir sucuğa üretebilirsin diye izin veren ve 3-5 ay sonra o sucuk için içerisinde tek tırnaklı hayvan eti bulunmuştur deyip yasaklayanda aynı yer. Buradan gidip ilaç ya da ilaca benzer ürünler almaya çalışıyorsunuz. Yarın öbür gün size ‘Biz bunu C vitamini diye ruhsatlandırmıştık, 3 ay sattılar ama 4.’ncü ayda biz bunun içerisinde C vitamini değilde A vitaminiymiş o yüzden yasaklı ürün’ derlerse bunun vebalini kim ödeyecek.

Denetlemesi olmayan, nakliyesi belli olmayan, tamamen tüketicinin keyfiyetine bıraktığınız bir ürün. Bunlar keyfi ürünler değildir, ihtiyaç varsa kullanmanız gerekir. Mesela stokin fırtınası dediğimiz bir kavramda var. Bu nedir? Kişi aman kendimi koruyacağım deyip, birsürü vitamini, birsürü bağışıklık kuvvetlendirici alırsanız vücut bu sefer kendi kendi ile savaşıp kendi kendine zarar vermeye başlar. O yüzden eczaneye gelip buda buda dediğinizde hepsini sizmi kullanacaksınız, niye kullanıyorsunuz gibi sorular sorarız biz. Çünkü mantıksızdır hepsini kullanmanız. Kaş yapayım derken göz çıkarırsınız.

-ÜRETİCİ SAĞLIK BAKANLIĞINI İSTEMEZ

-Peki, neden Sağlık Bakanlığı Tarım Bakanlığı’na bu konuda bir girişimde bulunmuyor?

Üretici sağlık bakanlığını istemez. Çünkü sağlık bakanlığından ruhsat almak hem daha pahalı, hem daha meşakkatlidir. İkincisi, belirli aralıklarla analizleriniz düzenli yapılmak zorundadır bunu ilgililere aktarmak zorundasınız. Diğer taraftan da bir kazan-kazan durumu var. Tarım bakanlığı bu ruhsatlardan bir gelir elde ediyor. O da o gelirden olmak istemiyor. Aslına baktığınızda sağlıkla hiç uyuşmayan, tamamen ekonomik nedenlere bağlı sıkıntılı bir süreç.

A kişisi olarak Bir kuruluştan C vitamini aldığınızı belgesini gösterip ondan sonra bende bu ürünü bu şartlarda üretecğim deyip iki belgeyi tarım bakanlığına verdiğinizde tamam üretebilirsiniz diye onayınız çıkıyor ve bu onaylar bakanlıklardan değil illerdeki müdürlüklerden veriliyor. Yani detay detay araştırması yok. İl müdürlüğüne başvurunuzu yapıp yarın vitamin üretebiliyorsunuz. Bu olay bu kadar basitleştirilmiş durumda. Ruhsat harcını verip 2 evrak sunduğunuzda olay bitiyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.